YÜKLENİYOR

Ara

Paylaş

Birçok çocuğun korkulu rüyası olan matematik emin olun aslında hiç de öyle sanıldığı kadar korkutucu bir şey değil. Hele de sözkonusu olan şey Rakamus Ülkesi’ndeki sihirli sayılar ise kesin surette korkuya yer olmadığının altını çizmekte yarar var. Rakamus Ülkesi, matematik ve fen derslerinin hiç de sanıldığı kadar korkunç olmadığı gerçeğinden yola çıkarak kurgulanmış, içinde sihirli sayıların yer aldığı bir atölye çalışması aslına bakarsanız. Her masalda olduğu gibi elbette bu ülkenin de bir prensesi var. İsmi ise Çağla Gürsu Altıntuğ nam-ı değer @altınsaclikizblog.

Matematik öğretmeni olan Çağla Gürsu Altıntuğ ile Rakamus ülkesindeki sayıların büyülü dünyasına yolculuk yaparak, tadı damağınızda kalacak keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. “Kim Korkar Hain Matematik’ten” demeyi de ihmal etmedik tabii ki. İşte birçok ebeveyne ışık olacak bu keyifli söyleşide öne çıkan başlıca satırbaşları…

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Çağla Altıntuğ Gürsu kimdir?

Merhaba öncelikle. Çağla Altıntuğ Gürsu, bir çocuk, bir öğretmen, bir öğrenci. Bir çocuğum, ailesine karşı sorumlulukları olan kalbi her daim onlar için çarpan, günün en yoğun saatlerinde bile nasıllar acaba sorusu aklından hiç çıkmayan bir çocuk. Bir öğretmenim, işini çok severek yapan, öğrencilerinde farklı bir bakış açısı nasıl oluşturabilirim derdine düşmüş, ülkesine katkılı bireyler yetiştirebilmek için çalışan bir öğretmen. Bir öğrenciyim, öğrenme yolculuğuna aşkla bağlanmış, hiç yılmayan hep öğrenci kalmak isteyen türden bir öğrenci 🙂 8 yıldır çeşitli özel okullarda ortaokul
matematik öğretmenliği yapmaktayım. Tüm bunların yanında yeni yerler görmeyi, tiyatro izlemeyi ve kitapları çok ama çok severim.

Böyle bir atölye çalışmasına sizi yönelten şey ne olmuştu?

Bu yolculuğu anlatmaya bayılıyorum. Çok uzun zamandır matematik anlamında çocuklarda bir şeylerin eksik kaldığının farkındaydım. Üniversite giriş sınavlarında sıfır matematik neti olan öğrenciler ve PISA sonuçlarımız da bunları kanıtlar nitelikte. Aklımda hep şu soru dolanıyordu. Bu duruma bir matematik öğretmeni olarak ben nasıl bir çözüm bulabilirim? Derken uzun çalışmaların sonunda -Hayalimde Matematik ve Fen- atölyeleri doğdu. Şunu düşündüm hep – daha küçük yaşlarda matematiğe karşı olumlu duygular yaşatırsak – çocuklara, bu yolculuk onlara daha az yorucu gelir. Önce sevmeli korkmamalı. Sonrası zaten kendi potansiyeli doğrultusunda gelişecektir. Bu yol uzun ve meşakatli farkındayım. Ama her zamankinden daha çok çalışmalıyız, çalışacağız da.

Rakamus ülkesinde sayıların büyülü dünyasına yolculuk yapma fikri ilk nasıl ortaya çıkmıştı?

Hayal atölyelerinin etkinlik programını oluştururken, işitsel, görsel ve kinestetik olabilecek tüm çocuklara hitap etsin istedim. İçinde eğlence olsun, müzik olsun, sanat olsun. Ve tabi ki bir masalımız olsun istedim. Acaba hangi masalı seçebiliriz diye düşünürken bu masalı bizim yazma fikrimiz çıktı ortaya ve hayal atölyelerinde çocukların daha önce duymadığı sadece bu atölyeler için yazılmış -Rakamus Ülkesi- yankılanmaya başladı. Ne de güzel oldu. Bu masalla birlikte çocuklarımızla – Ya Rakamlar Olmasaydı?- sorusuna cevaplar arıyor, beyin fırtınası ile onların ufuklarını açacak düşünme yöntemleri geliştiriyoruz. Her masal anlatımı başka bir şölene dönüşüyor bizde. Bu soruya aldığımız en güzel cevaplara verebileceğimiz örnekler de şöyle;

Öğretmenim rakamlar olmasaydı seksek oynayamazdık.

Öğretmenim şu an burada kaç kişi olduğumuzu sayamazdık.

Sinemada en sevdiğimiz filme geç kalırdık.

Bu şahane fikirler bizi çok ama çok heyecanlandırıyor. Bu aralar Rakamus Ülkesi masalının sadece atölyeye katılan çocuklarla değil, daha çok çocukla buluşması için çalışmalar yürütmekteyiz. Kitaba dönüştürme hayalimiz için çalışmalarımız sürüyor. Bu haberi, en güzel vakitte buradan duyurmuş oluruz.

STEM ağırlıklı atölye çalışmalarının çocukların gelişimi ve eğitimine katkısı nasıl olmaktadır?

STEM kelimesini artık ülkemizde çok duyar olduk. Bu durum beni sevindiriyor. Bizim ülkece derdimiz ortaya bir ürün çıkaramıyor oluşumuz. Çünkü böyle bir eğitim sistemiyle yetişmiyoruz. Bu çok doğal. STEM, Science (bilim), Tecnology (teknoloji), Engineer (mühendislik) ve Math (matematik) kelimelerinin kısaltılması. Çocuklar gruplara ayrılıyor. Bir günlük hayat problemi tespit ediliyor. Çocuklar bu probleme çözüm olabilmek için çalışmalar kaydediyorlar. Yapmış oldukları çalışmalar sonunda ortaya bir ürün çıkartmaları bekleniyor. İşin mühendislik boyutu bu noktada devreye giriyor.

Çocuklar grup çalışmasında her arkadaşının fikrini alması gerektiğini öğreniyor. Daha önce farkına varmadığı bir konuya kafa yoruyor ve farkındalık oluşturuyor. Birtakım malzemeleri kullanarak ortaya bir ürün çıkarıyor ve problem çözme becerisi gelişiyor. Bu ürününü grup arkadaşlarına sunarken de topluluk önünde konuşabilme özgüvenine sahip oluyor. Çocuklara çok yönlü katkı sağlayan bu çalışmaların her daim olması biz öğretmenlerin en büyük arzusu.

Düzenlemiş olduğunuz atölye çalışmalarınızda özellikle dikkat ettiğiniz detaylar neler oluyor?

Yolumuzun kesiştiği her çocuk bizim için çok özel. Bizimle geçirdiği bir saatin sonunda oradan mutlu ayrılması bizim çok önemli. Onların dikkat süresine uygun etkinlikler mi hazırlıyoruz, yaş grubu aynı fakat hazır bulunuşlukları farklı çocuklar bir araya geldiğinde atölyede nasıl bir dönüşüm yapabiliriz, çocuklar gerçekten eğleniyorlar mı soruları bizim hiç aklımızdan çıkmayan detaylar. Ekibimiz bir fen bilimleri öğretmeni Müge öğretmen, bir uzman psikolog Ceyda öğretmen ve bir matematik öğretmeninden oluşuyor. Bu durum bize tüm detayları çok yönlü görmemizi sağlıyor.

Atölye çalışmalarınız ağırlıklı olarak okul öncesi çocuklara mı yönelik oluyor?

Olumlu matematik algısını daha küçük yaşlarda verebiliriz diye yola çıktığımız için ilk çalışma grubumuz 4-6 yaş idi. Gelen talepler doğrultusunda 7-9 yaş grubu çocukların da bu paylaşımlara ihtiyacı olduğunu gördük ve artık iki yaş grubu ile devam ediyoruz. İyi ki de büyük yaş grubu çocuklarına da dokunmuşuz diyoruz. Çünkü onlardan çok farklı şeyler öğreniyoruz. Kendilerini doğru ifade etmeye başladıkları için bizi bu yaptığımız iş anlamında da çok güzel yönlendiriyorlar. Hepimiz birbirimizden öğreniyoruz:) en güzeli de bu değil mi? Şu soruyu da çok alıyoruz. Neden 2-3 yaş grubu etkinlikleriniz yok? Bu yaş grubu için çok hassas çalışılması gerekiyor. Hata yapmak istemeyiz. Ekipçe daha çok çalışıp içimize sinen etkinliklerle gelmek istiyoruz. Bunun için biraz zamana ihtiyacımız var
diyebilirim.

Atölyelerinizde genellikle kaç çocuk oluyor?

Atölyelerimizi en az 3 en fazla 8 çocukla gerçekleştiriyoruz.

Çocukken sizin hayalinizdeki matematik nasıldı?

Çocukken ciddi anlamda matematik korkum vardı. Özellikle ortaokul dönemimi hatırlıyorum. Çok zorlanırdım. Öğretmenim yapabildiğim için değil de çok çabaladığım için iyi not verirdi. Hayalimde hep bir gün matematiği yapabilecek miyim düşüncesi vardı. Çok ama çok çalışır yine de yapamazdım. O günler geride kaldı ve artık çocuklara ben matematik anlatıyorum. Sevdirmeye çalışarak, mantığını kavratmayı hedefleyerek..

Hepimizin bildiği gibi matematik birçok çocuğun korkulu rüyalarından biridir. Peki siz
matematiği çocuklara nasıl sevdiriyorsunuz? Bununla ilgili olarak ebeveynlere özellikle
vermek istediğiniz öneriler var mı?

Bu noktada ailelere çok ama çok iş düşüyor. Öncelikle -matematik çok önemli- diyerek çocuklar üzerinde baskı oluşturmamalarını istiyoruz onlardan. Ailelerin bu yaklaşımı, çocukların gözünde matematik dersine karşı bir önyargı oluşturuyor. Çocuk şöyle düşünüyor. Ailem bu durumu çok önemsiyor eğer yapamazsam ailem bana çok kızar. Bir kaç kere yapamadığını görüyorsa da maalesef olumsuz tutumlar başlıyor. Ailem bu dersi çok önemsiyor ve ben yapamıyorum mesajı çocuğa sürekli gidiyor. Biz en çok bunu yaşadığımızda üzülüyoruz. Her ders çok kıymetli. Önce çocuğumuzu tanımaya çalışalım. Onların güçlü yanlarını keşfedelim. Çocuk ne ile motive oluyor? Neyi yaparken saatin nasıl
geçtiğini anlamıyor? Bu illa matematik olmak zorunda değil. Her çocuk çok özel. Ailenin bu noktada doğru gözlem yapıp bizi de bu yönde yönlendirmesi çok kıymetli. Önce çocuğumuzu tanıyacağız. Bir diğer noktada, matematiğin günlük hayatın ta kendisi olduğunu onlara her noktada hatırlatmalarını istiyoruz ailelerden. Yemek yaparken(ölçü,kesirler), uyandırırken (saat), alışveriş yaparken (yüzde, dört işlem) vb. durumlarda onu gerçek matematikle yüzleştirin. Hayatın içinden örnekler verin ki
matematiği sadece ders olarak görmesin. Bu benim ne işime yarayacak ki diye düşünmesin.

Sizce matematik algısı ve analitik düşünme becerisi için en ideal yaş ne zamandır?

İdeal yaş olabilecek en küçük yaş bence. Çocuklara daha doğduğu andan itibaren hatta belki anne karnında, okunan kitaplar, onunla yapılan konuşmalar, eğitici oyuncaklar yani aslında çocuk için harcanan çaba onun beyin gelişimine büyük katkılar sunacaktır. Anaokulu yaşı çok geç. Yapılabilecek en güzel şey, çocuklarınızla konuşmak anlamlı, içerikli, sanki sizin her söylediğinizi anlıyormuşçasına konuşmak.Yapılan araştırmalar bunu doğruluyor. Onu olabildiğinizce fazla kelimeye maruz bırakın. Beyin gelişimine ve analitik düşünme becerisine katkı sağlamaya başlamış olacaksınız böylelikle.

Atölye çalışmalarınızı genellikle nerede gerçekleştiriyorsunuz? Anlaşmalı olduğunuz bir yer var mı?

Biz gezici atölyeyiz. Bizimle çalışmak isteyen mekanlarla müsait olduğumuz gün ve saatlerde bir program oluşturuyoruz. Bu Türkiye’nin her yeri olabilir. Herhangi bir şehir kısıtlamamız yok. Çoğunlukla Istanbul Anadolu yakasındayız.

Çocuklarını atölye çalışmalarınıza göndermek isteyen ebeveynler size nasıl ulaşabilirler?

Atölyelere dair tüm paylaşımlarımızı @altinsaclikizblog hesabımızdan yapıyoruz. Eğer bu hesabı takibe alırlarsa, atölye günlerine ve saatlerine ulaşabilirler. Her çocuk bizim için bir değer. Umarım yollarımız kesişir.

Etiketler

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *