Please assign a menu to the primary menu location under menu

EdebiyatKitap

“Asya” ve “Mavi Gökyüzü” VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıktı

VakıfBank Kültür Yayınları, edebiyat dizisinden iki yeni eseri okurla buluşturuyor. Modernleşme sürecindeki Rus toplumunun kimlik meselesini, aidiyet sorununu, sınıflar arası çatışmayı ve kadının toplumdaki yerini iki genç aşığın hikâyesi üzerinde anlatan “Asya” ve Moğol Altay Dağları’nın yüksek platolarında varlığını sürdüren Tuva halkının masalsı geleneğinin işlendiği “Mavi Gökyüzü” raflarda yerini aldı. 

VBKY’nin edebiyat kitaplığı, yayımlanan iki yeni kitapla genişlemeye devam ediyor. Eyüp Karakuş’un çevirisiyle İvan Sergeyeviç Turgenyev’in “Asya” ile Orhan Düz’ün çevirisiyle Galsan Tschinag’ın “Mavi Gökyüzü” eserleri yayımlandı. Rus edebiyatının önemli isimlerinden Turgenyev’in 1858’de kaleme aldığı Asya, Almanya’da karşılaşan iki Rus gencin birbirine âşık olmasıyla başlar. Bay N.N ve Asya. On yedi yaşındaki Asya’nın babası aristokrat, annesiyse köylü bir kadındır. Asya, birbirinden oldukça farklı bu iki sosyal tabakanın içinde büyür ancak hiçbirine ait olamaz ve hiçbirinde kabul görmez. Rus aristokrasisi içinde bir yer edinmesi mümkün görünmeyen genç kız, bu yüzden ağabeyi Gagin’le Ren Nehri kıyısında bir şehre yerleşir. Avrupa, Asya’nın kendi hayatına bir yön verebilmesi için tek şansı olarak görülür. Ancak genç kızın Bay N.N. ile karşılaşması Gagin’in planlarını değiştirmesine neden olur. 

Otobiyografik bir üçlemenin ilki olan Mavi Gökyüzü adlı eserinde Galsan (Tschinag) Çınak, okurlara okul öncesi döneminde yaşadıklarını aktarıyor.Eser, Moğol Altay Dağları’nın yüksek platolarında varlığını sürdüren Tuva halkının geleneğine, bozkırdaki göçer çobanların ıssız yaşamlarındaki ve zorlu iklim şartlarındaki hayat mücadelesine yer veriyor. Tuva geleneğine özgü masal ve destan motifleriyle incelikli şekilde örülmüş hikâyede ölümün çeşitli yüzleri, Tuva kültürüne özgü dünya görüşüyle okurlarla paylaşılıyor. Orhan Düz’ün çevirisiyle yayımlanan Mavi Gökyüzü, modernleşme ile beraber “özünden” uzaklaşan insanın, doğa üzerinde tahakküm kurduğu yanılsamasını yalın bir hikâyeyle anlatıyor. 

Kitaptan, Asya

Manzara gerçekten de nefisti. Yemyeşil kıyılarıyla Ren Nehri boydan boya gümüşi bir parlaklıkla uzanıp gidiyor, güneşin denk geldiği her yer, günbatımının altın kızıl rengiyle âdeta alev alev yanıyordu. Kıyıya konuşlanmış kasaba ise evleri ve sokaklarıyla büsbütün kendini gösteriyor, gerisinde alabildiğine tepeler ve tarlalar uzanıyordu. Aşağısı gayet güzeldi ama burası, yukarısı gerçekten muhteşemdi. Beni özellikle etkileyen şeyse gökyüzünün berraklığı ve derinliğiyle tertemiz havanın fecri 

oldu. O kadar hoş, taze ve serin bir havaydı ki… Sanki yükseldikçe kendisini daha özgür hissediyormuş gibi sakince süzülüyor, ipeksi dalgalar hâlinde salınıyordu. “Muhteşem bir yer bulmuşsunuz kendinize…” diye mırıldandım. “Asya buldu burasını.” diye karşılık verdi Gagin.”

Kitaptan, Mavi Gökyüzü

“Gerçekten hayatımda yeterince zor zamanlar geçirdim. Yine de hayatımın farklı dönemlerinde ve değişik iş kollarında kendimi mutlu ve huzurlu hissettim, çünkü bana bahşedilmiş hayat hem uzun hem de verimli oldu. Uzun diyorum çünkü tek bir bedende ve tek bir ömürde insanlığın şimdiki durumuna yükselmek için geçmek zorunda olduğu neredeyse her aşamayı deneyimleme ayrıcalığına sahip oldum. Avcı toplayıcılık ve çobanlık yaptım; okula gittim, üniversite öğrencisi ve sonra profesör oldum; sendikada gazetecilik yaptım, gölge politikacı ve daha pek çok şey oldum. Bugün ise bir kabilenin reisi, şifacı, yazar, baba ve aynı zamanda büyükbabayım.”