YÜKLENİYOR

Ara

Cennet’in Arka Bahçesinde Neler Oluyor?

Paylaş

Not: Okuyacağınız yazı bol miktarda spoiler içermektedir.

Türü ne olursa olsun izlediğiniz bir filmde sizi en çok çeken yönler genellikle ne olur?
Okuduğunuz bir kitabın uyarlaması mı yoksa gerçek bir hikayeden yola çıkılarak ele alınmış bir film olması mı? Ne yalan söyleyelim biz ilk seçeneği direkt olarak elemekten yanayız. Çünkü daha önce okuduğumuz bir filmin bizde bıraktığı o tadı, doğrusunu söylemek gerekirse eğer şu ana kadar hiçbir filmin doldurduğunu göremedik.

İzleyenlerin yakından bileceği üzere 2013 yapımı The Sacrament / Ayin isimli film de gerçek hikayeden uyarlanan yapımlardan birisi.
Peki neydi bu filmin biz de bıraktığı o tat?
Oldukça uzun diyalogların olmuş olmasına rağmen sıkılmadan izleyiciyi ekrana kilitlemesi mi yoksa kafaları kemiren acaba şimdi n’olacak sorusu mu?
Aslında cevap hem her ikisi, hem de değil…

Tanımlayamadığımız ama tuhaf bir şekilde kendimizi de filmden alamadığımız bir tablo vardı çünkü ortada. Belgesel tadındaki filmin yönetmenlik koltuğuna oturan Ti West, People’s Temple’den esinlenerek ele aldığı bu film de, seyircinin merak düzeyini her daim yüksekte tutmayı rahatlıkla başarıyor, diyebiliriz.
Peki bu filmde neler yok ki…
Gerilim, kan, korku, ne ararsanız mevcut!

Tüm bunların yanı sıra popüler kültürün her alanına yansıyan ancak kendisini ağırlıklı olarak 80’lerde gösteren tarikat korkusunun etrafa serpiştirilişi de çabası…

İki araştırmacı muhabir, kayıp bir kız için çok az kişi tarafından bilinen bir yere yolculuk yaparlar. Süreci de belgesel haline getirme niyetinde olan  bu ikili, gittikleri yerde ilginç bir toplulukla karşılaşır. Kırsal kesimde modern şartlardan kopuk yaşan yaklaşık 200 kişilik bu topluluk kendine “Cennet Tarikatı” adını vermiştir. Tarikatın lideri ise Peder dedikleri bir adamdır. Bu ikili, grup tarafından gayet olumlu karşılanırlar ve belgesel çekimlerine böylece bu tarikat da dahil olmuş olur. Fakat birlikte zaman geçirdikçe, tarikatın karanlık yüzünü de keşfetmeye başlarlar. Öyle ki artık yaşadıkları, arkadaşlarının kayıp kız kardeşini bulmanın ötesinde, dehşet verici bir ölüm kalım savaşına dönüşmüştür.

Aynı 1970’li yılların sonunda Guyana’da bir komün inşa ederek bir sürü insanla pollyannacılık oynayıp, etrafa toz pembe tablo çizen Jim Jones müritlerinin, komünden ayrılmak istedikleri sırada yaşanan olaylar silsilesi gibi!

Aradaki tek fark bu filmde hayatını kaybeden kişi sayısı 167 iken, bu sayının gerçek yaşamda ise tam tamına 5 katı fazla oluşu olsa gerek.

Durumun ciddiyetini artık varın siz düşünün.

İzlemeyi düşünen herkese şimdiden iyi seyirler…

Etiketler

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *