Please assign a menu to the primary menu location under menu

EdebiyatKitap

Leo Bucaglia’nın Unutulmaz Kitapları Yenilenen Kapakları ile Raflardaki Yerini Aldı

Kitapları New York Times en çok satanlarda yer alan yürekten hikaye anlatma tarzıyla “Dr. Love” olarak bilinen Amerikalı yazar ve motivasyon konuşmacısı Leo Bucaglia’nın çok sevilen kitapları yenilenen kapakları ile İnkılap Kitabevi aracılığıyla okurlarıyla buluşuyor. Eserleriyle milyonların kalbine dokunan yazarın “9 Numaralı Otobüsle Cennet’e”, “Birbirimizi Sevebilmek”, “Boğanın Yolunda”, “Kişilik”, “Sevgi”, “Sevgi İçin Doğmak”, “Sevgi Öyküleri”, “Yaşamak, Sevmek, Öğrenmek” ve “Sevgili Babam” kitapları yenilenen kapaklarıyla kalplerinize dokunmaya devam ediyor.

9 Numaralı Otobüsle Cennet’e

“Birçok şeyi hevesle sevenler için, cennet hayatın kendisidir.”

Evet, sizi 9 Numaralı Otobüsle Cennet’e götürüyoruz… Siz istediğinizde hemen otobüse binip istediğiniz yerde oturabilirsiniz. Ancak bu otobüse herkesi almıyoruz. Çünkü içinde sevgi olmayan, saygıyı, dostluğu barındırmayanlar bu otobüse isteseler de binemezler. Yalan da olsa varmış gibi gösterenleri de ilk durakta indiriyoruz. Bu yolculuğa var mısınız?

Milyonlarca insanın dünyasına Sevgi Dersleri ile giren ünlü yazar Leo Buscaglio, bu kez karşımıza 9 Numaralı Otobüsle Cennet’e ile çıkıyor. Sevginin, bir tür fedakârlık eylemi değil, emek-yoğun bir uğraş kazanımı olduğunu her zamanki sıcacık, ilgili ve esprili üslubuyla anlatıyor.

Leo Buscaglia, elinizdeki çalışmayla dünya cennetinin o kadar da uzak, ulaşılmaz bir şey olmadığını söylüyor; o yolculuğun burada ve şimdi yapılabileceğini anlatıyor, birçok şeyi hevesle sevenler için hayatın cennet olduğuna dikkati çekiyor.

Birbirimizi Sevebilmek

Eserleriyle milyonlarca insana ulaşan Leo Buscaglia birbirimizi sevmenin dinamik ve her zaman değişen doğasını inceliyor Birbirimizi Sevebilmek’te… Birbirimize duyduğumuz sevgiyi dile getirmekten ne kadar korktuğumuzu anlatıyor ve hepimizin birbirimize muhtaç olduğunu vurguluyor.

Birbirimizi sevdiğimizi kabul edip bunu çevreye duyurmaktan neden bu denli korkuyoruz?

Bu kitap hoşlanma, sevme, sevecenlik, tutku, paylaşma ve bunlarla ilgili çoğu dirimsel olan insan davranışları üzerine yazılmıştır. Bu sayılan davranışlar olmazsa çok sağlıklı olsak, en konforlu evlerde yaşasak ya da bankada milyonlarımız olsa bile yaşamımız bomboştur. Gerçekte hoşlanma ve sevme gibi sözcüklerin duygusal ve eski moda saçmalıklar sayıldığı bir toplumda yaşamaktayız. Kuşkucu tipler ise; kırık kalpler, yalnızlığın kahrediciliği ve aşkın gücünden söz edenleri hemen buldukları esprilerle ya da iğneleyici sözlerle gülünç duruma düşürmeye hazır ve buna çok yetenekliler.

Boğanın Yolunda

Zen Budist geleneğine göre boğa yaşam enerjisini, gerçeği ve eylemi simgeler. Ama, bir kere bulundu mu asla dizgin altına alınamaz. Özgür kalmalı ve sürekli ardından gidilmelidir. Bu kitap bir insanın kendini bulmada, gerçek doğasını keşfetmede hangi adımları atacağını göstermektedir. Bu kitap Leo Buscaglia’nun kendisini ve huzuru aramasını anlatmaktadır. Doğu’da unutulmaz bir yolculukta kişisel tatmini ararken iç ve dış keşifleri “boğanın yolunu” izlemekle kolaylaşmıştır. Bu duyarlı ve filozofça çekici kitapta Dr. Buscaglia yolunu bizimle paylaşmaktadır ama bunun ‘kendi’ yolculuğu olduğunu ve sadece kendisine götürdüğünü sık sık hatırlatmaktadır. Her birimiz gerçek anlamı için kendi yolumuzu bulmalıyız.

Kişilik

Kişilik bir hediye değil, devredilemez bir haktır.

Bizler bu dünya üzerinde ve bu evrende haklarla dolu bir yerde yaşıyoruz. Başkalarına devrettiğimiz yeterince çok şey var. Parçalara bölünmekten yorgun ve bıkkınız. Üstelik yok edilme korkusu altında yaşıyoruz. Tüm etkenler göz önüne alındığında bizler çok kötü durumda bile sayılmayız.

Cesaret ve umutların kırılması durumundan uzaklardayız. Her birimizin içinde dünyayı yeniden oluşturmak üzere gerekli yüreklilik bulunuyor. Kişisel yüklenimlerimizi yerine getirmek için yalnızca yaşamda olmak değil, yaşamımızı dolu olarak geçirmek gerektiğini de biliyoruz.

Yaşamlarımız yalnızca bizim oluşturduğumuz özgün belgelerdir. Yaşamlarımızı ya biz oluşturacağız ya da onlar var olmayacaklardır.

Kişilik kitabı, kendini keşfetme, kendine saygı duyma, kişisel gelişme, değişme ve gerçekleşme yolunda olan kişiler için bir başlama ve meydan okuma aracı olarak yazılmıştır. Rüzgârla uçan bir tohum gibi küçük, duyarlı olması amaçlanmıştır. Olası bir başlangıçtır. Nereye düştüğüne ve nasıl beslendiğine göre bu tohum ya yeşerip gelişecek ya da ölecektir.

Peki, nereden başlayacağız?

Kuşkusuz şu anki durumumuzdan başlayacağız. Geçmişi bir yana bırakacak ve şu anı kucaklayacağız. En değerli ve bizi kendi kişisel insanlığımıza götüren tek şeyimizle işe başlayacağız.

Sevgi

Gerçek sevgi her zaman yaratır, hiçbir zaman yıkıma uğratmaz.

İnsan iyiyi öğrendiği tavırla kötüyü öğrenir. Eğer kötülerin dünyasına inanıyorsa kuşkuyla, korkuyla ve sürekli olarak aradığı kötülüğün karşısına çıkacağı inancıyla hareket eder. Diğer taraftan eğer iyilerin dünyasına inanırsa kendisine güvenen, umutlu, çevresindekilere güveni olan ama kolayca incinebilen biri olarak kalacaktır.

Peki, bu noktada sevgi bize neyi öğretir?

Kişi dünyada sevmeden yaşar ve dünyaya sevgisiz bakarsa ne olur?

Başkalarına muhtacız. Sevmek ve onlar tarafından sevilmek için onlara muhtacız. Eğer bu sevgi olmazsa kuşkusuz yalnız bırakılmış bir bebek gibi büyümemiz, gelişmemiz ve olgunlaşmamız duracak; deliliği ve hatta ölümü seçmiş olacağız.

Sevgi bir garanti olmaksızın güven duyurucu, benimsetici ve inandırıcıdır. Sevgi sabırlıdır ve bekler. Ancak pasif değil aktif bir bekleme içindedir. Çünkü sevgi sürekli olarak kendini verme, kendini açıklama ve karşılıklı paylaşma halindedir. Sevgi kendiliğinden oluşan; neşeyle, güzellikle, gerçekle ve hatta gözyaşlarıyla ifadesini bulan bir şeydir. Sevgi anı yaşar. Ne geçmişte kaybolur ne de gelecekte ifadesini bulur. Sevgiyi şimdi yaşayın!

O yüzden bu kitap, sevgi üzerine kişinin benliğini ortaya koyan ve bireyin kendisini tanımasına yardımcı olan Leo Buscaglia’nın üniversitede verdiği ‘sevgi dersi’nin geliştirilmiş bir özetidir.

Sevgi İçin Doğmak

Hayatımızda sevgi olduğu vakit kendimizi daha heyecanlı, yaratıcı ve üretici hissederiz. Sevgi olmadığındaysa hayatımız boş ve manasızdır. Bazı insanlar sevginin bir seçenek olmasını kabul etmekte güçlük çekeceklerdir. Bu, aşkın doğuştan var olduğu ve ona rıza göstermekten başka bir şey gerekmediği ön kabulüne dayanan romantik aşk kuramına ters düşüyor gibi görünecektir. Bu kuram bizi, sevginin her türlü acıdan kurtaran, her sorunu çözen ve kendi başına amaç teşkil eden büyülü bir güç olduğuna götürür.

Leo Buscaglia, Sevgi İçin Doğmak’ta sevginin, yalnızlığa, korkuya ve üzüntülere karşı bir seçenek olduğunu öğütler. Buscaglia bizi, düşünmeye, hissetmeye ve sevgi için bir şeyler yapmaya teşvik eder. Sevgiyi bir yaşam tarzı haline getirmenin yollarını sunar.

İş sevmeye gelince fırsatlar sınırsızdır. Çünkü “O” bizde olan bir tanrı sevgisidir.

Sevgili Babam

Yıllar önce, bir babanın görevi “evin ekmeğini kazanıp” kirayı ödemekten ibaretti. Vakitlerini iş denilen esrarengiz dünyanın içinde geçiren babalar, çocukların pek yakından tanımaya fırsat bulamadıkları ebeveyndi. Kaşları çatık, ciddi, işinden başka bir şeyi düşünmeyen, oyunla vakit geçirmeyen, sert, tahakküm eden, yaklaşılmaz birisiydi.

Son yıllarda ise eskisinden çok farklı bir ‘baba’ imajı oluşmaya başladı. Geleneksel rollerinden tamamen sıyrılmaya çalışan bu babalar çocuklarıyla ve aileleriyle daha fazla vakit geçirmeye başlayarak, aile içerisinde daha aktif rol almaya başladılar. 

Leo Buscaglia, eski ve yeni baba imajının karşılaştırmasını kendi babasının ailesiyle ve çocuklarıyla olan ilişkisi üzerinden yapmayı başarıyor. İlgisini, sevgisini, problemlerini ailesiyle paylaşan bir babanın sonraki yıllarda çocukların üzerinde yaratacağı etkileri aktarıyor. 

“Gurur ve inançla, ‘Babalık, insanın hayatında bir kez edinebileceği deneyimdir.’ dedi. ‘Ve ben bu deneyimi kaçırmak istemiyorum. Çocuklarımla birbirimize yabancı olduğumuzu keşfetmek istemiyorum. Hem, neden sadece anneler bu zevke sahip olsunlar?’”

Yaşamak, Sevmek ve Ölmek

Yaşamda herkesin kendine özgü bir yolu vardır. Kendinizi bulmaya, oluşmaya götüren binlerce yol vardır. Herkes kendi yolunu; ihtiyaçları, sezgileri ve duyguları dahilinde kendi bulur. Aradığınız her yol içinizdedir. Başkalarının kendi yollarını sizlere kabul ettirmelerine izin vermeyin.

Yaşam sevgi demektir, sevgi yaşam demektir, diyor Leo Buscaglia. Sevgi, birdenbire, kendiliğinden oluşan bir şey değildir. Sevmeyi, sevgiyi ailemizden ve toplumdan öğreniriz ilk olarak, ancak zamanla farklı yollar da buluruz sevgiye giden. Karşılıksız, koşulsuz sevgiyi öğrendiğimiz zaman gerçek anlamda yaşayabiliriz. 

Öğrenmek; yaşam ve sevgi arasında bir köprüdür. Öğrenme deneyimi kişiye özgü olmalıdır çünkü her bireyin ihtiyaçları ve yetenekleri birbirinden farklıdır.

“Seven kişi, salt benzersiz olmakla, benzersizliğini geliştirmek ve sürdürmeye çalışmakla yetinmez. En büyük olmak ister çünkü bunun başkalarıyla paylaşabileceği bir şey olduğunun bilincindedir.”