Please assign a menu to the primary menu location under menu

Söyleşiler

MELİS MİNKARİ: “OYUNCULUK, ÜRETME SÜRECİNDE ÇOK KEYİF ALDIĞIM BİR ALAN”

ATV’nin fenomen dizilerinden Kardeşlerim’i şu ana kadar denk gelip de izlemeyen yoktur herhalde. Dizide Aybike karakteri ile her hafta evlerimize konuk olan başarılı oyuncu, yetenekli bir oyuncu olmasının dışında müziğe gönül vermiş genç oyuncularımızdan da biri aynı zamanda. Melis Minkari ile henüz tanışmadıysanız ya da tam tersi keşke ekranlarda daha fazla görebilsek diyorsanız hadi gelin Kardeşlerim’in nam-ı değer Aybike’sini hep birlikte tanıyalım. Hadi o zaman hazırsanız keyifli bir söyleşiye doğru hep birlikte yola çıkıyoruz.

SÖYLEŞİ: EBRU ALTIN ÇAPÇI

Melis Minkari oyuncu olmanın dışında kimdir? Sizinle ilgili çok fazla bilgi yok, okuyucularımız için kısaca kendinizden bahseder misiniz?

20 Ağustos 1998’de doğdum. İyi ki dediğim bir çocukluk geçirdim. Şehirden uzak, 8 kişilik bir arkadaş grubumun olduğu yemyeşil bir sitede büyüdüm. Bize ‘çete’ diyorlardı çünkü tam bir baş belasıydık. Bize kızdıkları da oldu evet ama sınırı aşmadığımız sürece hiç karışılmadı. Çok özgür kaldık, böylece çok ürettik. Bisikletle atlamak için tahtadan küçük rampalar yaptık, parktaki oyuncaklarla kendi
kendimize oyunlar türettik, herkes zamanla enstrüman çalmayı öğrendi müzik yaptık… Ve bunlar olurken daha çok küçüktük. Yani temelimiz böyle atıldı. Sanata ilgim, düşkünlüğüm buradan geliyor bence. Tek farkı şu an ürettiğim şeyin bir derdi oluyor ve daha farkında üretiyorum… Gitar ve piyano çalmaktan çok keyif alıyorum. Bunun dışında Bilgi Üniversitesi’nde Sinema okuyorum. Sinemanın kamera arkasına ve fotoğrafçılığa merak duyan tarafımı da burada besliyorum. Oyunculuk, üretme sürecinde daha keyif aldığım ve beni iyileştirdiğini düşündüğüm bir alan olduğu için, aldığım eğitimler hep onun üstüne oldu. Şimdi ise çok şükür mesleğim.

“Her Şey Çocukluğumun Favori Filmi Harry Potter’ı İzlerken Başladı”

Çok gençsiniz, oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?

Her şey, aşığı olduğum çocukluğumun favori filmi Harry Potter’ı izlerken başladı. Filmi ben oynuyormuşum gibi izliyordum. Fikir ilk böyle aklıma yerleşti herhalde sonra da hep orada kaldı. Liseye geçtiğimde eğitimler almaya, kurslara gitmeye başladım. Yeri geldiğinde sabahlara kadar kalıp çalışmamıza rağmen o kurslarda hiç sıkılmadım, yorulmadım aksine hep canlı hissediyordum. Bu işi çok seviyorum. Sevdiğim işi yaparken mutluyum ve bu iş beni büyütüyor. Bunları fark ettim. Bu karar tabi bir anda olmadı, sürecin içinde kendimi bu kararı sıkı sıkı tutarken buldum. Aslında çok basit bir soru gibi duruyor ama cevabı hayatımda katman katman diyebilirim.

“Kardeşlerim” ile yollarınız nasıl kesişti? Size bu işte “mutlaka olmalıyım” dedirten şey ne olmuştu?

“Kardeşlerim” hayatıma çok sessiz ve bir anda girdi. O dönemi çok hatırlamıyorum. Ajansım Gaye Sökmen’den bir audition geldi ve evde audition’ı çektiğimi ve onu gönderirken içimin rahat olduğunu hatırlıyorum. Sonra bir baktım ki işin içindeyim. Set daha başlamadan biz gençler olarak önceden tanışma şansı elde ettik. Orada yakaladığımız uyumdan belliydi zaten bu enerjiyi sahneye de taşıyabileceğimiz. Birbiriyle paslaşmayı, birbirini yükseltmeyi çok iyi başaran bir ekibiz. ‘Mutlaka olmalıyım’ dedirten şey de bu oldu galiba. Bu ekiple sahne çekme hayali.

Yönetmenliğini Serkan Birinci’nin yaptığı Kardeşlerim dizisinde canlandırdığınız Aybike karakteri ile her hafta evlerimize konuk oluyorsunuz. Aybike karakterinin başladığı nokta ile geldiği nokta arasında çok şey değişti sanki.. Bize biraz anlatır mısınız sizce eski Aybike nasıldı, şimdi nasıl? Benzer yönleriniz var mı?

Evet, Aybike resmen gözümün önünde büyüyor. Eski Aybike’nin köşeleri daha keskindi, şimdi yavaş yavaş törpüleniyor o köşeleri. Eskisi kadar öfkeli değil, daha sakin. Ve artık aşık… Aybike sevildiğini, beğenildiğini hisseden biri değil. Kendine çoğu alanda güvenen biri de olsa, bu taraflar onun kırılgan olduğu noktalar. Ama şimdi, ilk defa ailesi dışından biri ona ne kadar sevilesi biri olduğunu gösteriyor. O da yavaş yavaş kendini sevmeye başlıyor. Benzer yönlerimiz var tabi, bu Aybike’yi anlamama çok yardımcı oldu zaten.

‘’Kardeşlerim’’ deyince aklınıza ilk ne geliyor?

Canımın en en içi ablam geliyor 🙂

Celil Nalçakan ve Fadik Sevin Atasoy, Cüneyt Mete gibi birbirinden değerli isimlerin yer aldığı böylesi bir projede yer almak nasıl bir duygu? Öğrendiğiniz, size kattığı bir şeyler olmuştur herhalde…

Hepsi birbirinden kıymetli benim için. Sadece izleseniz bile çok şey öğrendiğiniz bu insanlarla bir de aynı sahnede oynadığınızı düşünün… Hepsine gerçekten derinden saygı duyuyorum ve çok çok çok seviyorum. İyi ki onlar…

Set dışında zamanınız nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz?

Set dışında genelde okulda oluyorum artık. Biraz garip ama enerji depoladığım ve huzurlu olduğum bir yer. Sosyal hayatım açısından da çok güzel oluyor. Arkadaşlarımı en azından orada görüp arayı kapatabiliyoruz. Okul dışında şan dersi alıyorum ve izleyebildiğim kadar çok film izlemeye çalışıyorum.

“Herhangi Bir Nota Bilgim Yok Ama…”

Yakın zamanda hayata geçirmeyi düşündüğünüz projeleriniz var mı?

Beni çok heyecanlandıran bir proje vardı. Bir arkadaşımla beraber şarkı yazdık, besteledik. Hem kayda girmek için hem de klip çekimleri için konuşmaya başlamıştık ancak koşullar gereği askıya aldık. Bakalım… Heyecanla gerçekleşeceği vakti bekliyoruz.

Müzikle de ilgileniyorsunuz sanki değil mi? O alandaki ilginizden de biraz bahseder misiniz?

Müzik aslında hiç profesyonel olarak yaptığım bir şey olmadı. 9 yaşımda bateri çalmayı öğrendim. Gitarı da daha çocukken kendime öğrettim, ne zamandan beri çaldığımı hatırlamıyorum ama evde zaman geçirmekten hoşlandığım yakın bir arkadaşım, sırdaşımdır kendisi 🙂 Piyanoyu da şu an internet üstünden öğreniyorum. Herhangi bir nota bilgim yok ama başta gitar olmak üzere bu enstrümanlarla haşır neşirim diyebilirim. Bazen de şarkı yazıp besteliyorum… Dinlemesi de çalması da meditasyon gibi, bana çok iyi geliyor…

Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Kocaman sevgiler…