YÜKLENİYOR

Ara

Meltem Güner: “Uyandığımız Yer Gerçeğimiz, Uyuduğumuz Yer ise Rüyamızdır”

Paylaş

Kimi zaman uyandığınız an da sizleri tüm gün etkisine alır, kimi zamanda az önce gördüklerim neydi diye düşünür durursunuz. Oysa hepimizin bildiği üzere rüya, uykunun REM evresi denilen hızlı göz hareketi evresi ile bağlantılı hem görsel hem de işitsel algı ve duygular bütünüdür. Peki bizi etkisi altına alan bu rüyaların hayatımızdaki rolü nedir, hiç düşündünüz mü?

Rüyaların ilk görevi şüphesiz ki kendinle ve aslında kendinden sakladıklarınla yüzleşmendir. Sonrasında ise rüyalar, görmezden gelip ertelediğin konulara çözüm bulmanı ister. Biraz daha ilerlemek istersen seni yöneten kalıpların kayıtlarını ortaya çıkararak değiştirmene izin verir. Böylece merak ettiklerini öğrenebilir, karar alırken de netleşerek şüphelerini giderebilirsin.

İmzasını attığı birbirinden çarpıcı kitaplarıyla listeleri alt üst eden araştırmacı – yazar Meltem Güner’i tanımayanımız yoktur herhalde.  Yüreğinin derinliklerinden gelen sihirli kelimelerle hepimizin hayatına ucundan kıyısından dokunmayı başaran Meltem Güner ile İndigo Kitap’tan çıkan son kitabı “Rüya” üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.  İşte söyleşiye damgasını vuran başlıca satırlar…

Ebru ALTIN: Kitabınızda dünyanın yorumlanmış ve etkisinin halen devam ettiği düşünülen en eski rüyasının Babil Kralı II. Nebukadnezar tarafından görüldüğünü ve kralın rüyasını hiç kimseye anlatmak istemediğini belirtiyorsunuz. Gün içerisinde neredeyse hemen hepimizin sıkça yaptığı rüyalarımızı bir başkasına anlatarak, yorumlatma çabası gerçekten yanlış bir şey midir?

Meltem GÜNER: Evet, yanlış olduğunu düşünüyorum. Üstelik sadece ben böyle bir kanaatte değilim. Tasavvuf ve felsefe konusunda bilgilerine halihazırda başvurduğumuz birçok önemli kişi de bu hassasiyetten bahsediyor. Çünkü rüya yorumlandığı şekliyle çıkıyor. Hatta internet üzerinden, kaynağı net olmayan siteler aracılığıyla rüya yorumlanmasını da doğru bulmuyorum. Hayatın içinde yaşadığımız bir olayı yorumladığımızda, o olay hakkında bir fikrimiz hatta inancımız oluşur. Rüya da böyledir. Biz bir olayın nasıl gerçekleşeceğine karar verdiğimiz anda, zihnimiz o seçeneklere doğru yönelir. Bu nedenle kültürümüzde “Hayra yor, hayra çıksın” deyimi vardır.

E.A Kitabınızı yazarken rüyalarınızdan yararlanmış mıydınız?

M.G Ben çok uzun yıllardır “rüya günlüğü” tutarım. Kitapta okuruma tavsiye ettiğim şekliyle yer, zaman ve birkaç cümlede o dönemde yaşadığım etkili bir konuyu not alırım. Bu sayede yaşadığım bir olayı çözemediğim zaman günlüğümü açar ve rüyalarıma bakarım. Kitabı yazma sürecimde, hem kendi rüyalarımdan hem de neredeyse elliye yakın okur ve danışanımın rüyalarından, elbette onların onayını da alarak yararlandım.

E.A Bir rüyanın direkt mi yoksa dolaylı mı mesaj verdiğini nasıl anlarız? Bu durumda neye dikkat etmemiz gerekir?

M.G Rüyaların ortak dili sembollerdir. Rüya bize bir mesaj iletmek istediğinde, bunu dolaylı olarak yapar. Ferahlamanın mesajı, kana kana su içmek olabilir. Sıkıntının mesajı, dar bir alanda sıkışıp kalmak ya da bir konuda korku yaşadığımız, peşimizden gelen bir köpekle anlatılır. İlham rüyaları ve haberci rüyalar bunun biraz dışında kalabiliyor. O tip rüyalarda cevabı net olarak alabiliriz. Rüyanın mesajını alabilmek için ilk prensip, rüyadaki her bir unsurun bir ayna misali bizi yansıttığını hatırlamaktır. Kitapta bunu detaylı olarak anlatıyorum. Yorumlamayı ve sembolleri okumayı kolaylaştırmak için okuruma rüyalarını yazmasını ve kendi bulduğum yorumlama tekniğini uygulamasını tavsiye ediyorum. Biz yüzlerce rüyayı bu şekilde yorumladık ve birçok danışanım bu sayede hayatlarındaki pek çok konuyu aydınlığa kavuşturdu.

E.A Inception filminde bildiğiniz gibi bilinçaltı kodlamalarına işaret ediliyordu. Peki bilinçaltı kodlamalarını değiştirmek için ne yapılması gerekiyor?

M.G Kitapta bu konunun niyet etmekle ilgili olduğundan bahsediyorum. İstemediğimiz bir duygu ya da davranış kalıbını iyileştirmek veya yenilik istediğimiz alanda yeni verileri girmek oldukça kolay olabilir. Rüya dışında herhangi bir konuda ikna olmamız, öğrenmiş zihnimiz tarafından zorlaştırabiliyor. Oysa rüyalarımızda, yapmak istediklerimize itiraz edecek herhangi bir muhalif yok. Berrak alanda rahatlıkla çalışabiliriz.

E.A Rüyalarımızı hayatımızda nasıl kullanabiliriz? Bu doğrultuda rüya sembollerini yorumlarken neleri göz önünde bulundurmalıyız?

M.G Rüyalarımızı öncelikle kendimize koyduğumuz engelleri kaldırmak, yaşanmış ve izleriyle bizi rahatsız eden olaylardan özgürleştirmek için kullanmamız faydalı olur. Rüya sembolizmiyle ilgili, 1459 adet sembol açıklaması bulunuyor kitapta. Bununla birlikte kitapta olmayan sembollerin ne şekilde değerlendirilmesi gerektiğini de anlatıyorum. Kendi sembol dilimizi fark etmemiz çok önemli. Her birimiz için özel anlam ifade eden semboller mevcut.

E.A Bir rüya gördüğümüzde verilen mesaj biz gördüğümüz için bize midir yoksa rüyamızda gördüğümüz kişiye mi yöneliktir?

M.G İlk olarak mesaj bizedir. Ancak rüyamızı yorumladıktan sonra rüyanın aktörlerini de ilgilendiren kısmı bulunur. Bu kısmı da biz değil, o kişiler yorumlamalıdır. Bunun için rüyayı yorumlamadan sözkonusu kişiye aktarmalıyız ve yorumu onun yapmasına izin vermeliyiz. Rüya anlatılırken duyan kişi de kendi payına düşeni alır ve rüya ile bağlantı kurmuş olur. Kadimler bu nedenle rüyanın ortalık yerde anlatılmasını doğru bulmazmış.

Etiketler

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *