YÜKLENİYOR

Ara

Paylaş

Sempé, Elma Surat’ın Akılalmaz Hayatı ile gerçek dostluğun engel tanımadığına tanıklık ettirirken, bizi biz yapan özelliklerimizin dostluk ilişkilerimizi nasıl da renkli kılabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Yazı: Ebru ALTIN ÇAPÇI
[email protected]

Size bir sır vereyim mi? İnsan yaş almaya başladıkça geçmişine daha bir sıkı sarılmaya başlıyor sanırım. Sanki adına geçmiş dedikleri bir kutu varmış da, karıştırdıkça içinden bir şeyler çıkacakmış gibi hissediyor insan… Oysa neler yok ki o geçmiş kutusunun içinde! Karıştırdıkça hepsi birer birer canlanıveriyor hafızalarda. Kimi zaman özlediğiniz bir aile büyüğü oluyor, kimi zamanda en sevdiğiniz bir arkadaşınız. Kısaca kimisi silik, kimisi de şimdiki zaman kadar net! Sahi aklıma gelmişken sormak istedim. Sizin çocukken en sevdiğiniz arkadaşınız kimdi, söyler misiniz? Hatırladığınıza eminim. Çünkü gerçek arkadaşlar hiçbir zaman unutulmaz. Zira ben de birçok kişi gibi daha dünmüşçesine hatırlıyorum çocukluk arkadaşımın ismini…

Mesela kendimden örnek vereyim. Ben sarışındım. O ise tam bir turunç denebilecek nitelikte kızıl saçlı bir kızdı. Çillerinin olmuş olması da çabası… Elbette birbirimizden farklıydık. Aslında güzel olan da bu değil miydi zaten? Farklılıklarımız…. O saf masumiyetin var olduğu, sosyal önyargıların zemin hazırladığı stereotiplerin aksine, zıtlıklarımızla hayat bulduğumuz bizi biz yapan özelliklerimiz… Aynı Elma Surat’ın Akılalmaz Hayatı’ndaki küçük Savaş Kızıltaş ve Barış Bahçetırmığı’nda olduğu gibi!

Sempé’in Desen Yayınları’ndan çıkan “Elma Surat’ın Akılalmaz Hayatı” adlı yeni romanının çıkış noktası da bu işte. Farklılıklarına rağmen zarif çizgilerle adeta bir oya misali işlenen sıcacık bir dostluk hikayesi…

Zıtlıkların mükemmel uyumundan ilham alan ve farklılıkların birlikteliğine vurgu yapan kitap, kalplerde yeşerttiği duygularla büyük küçük demeden herkesin yüzüne kocaman bir gülümsemeyi yerleştiriveriyor.

Buraya kadar her şey kulağa sıradan geliyor, öyle değil mi? O halde küçük Savaş Kızıltaş’ın hayatına gelin biraz daha yakından bakalım. Küçük Savaş Kızıltaş’ın nam-ı diğer Elma Surat’ın hayatı aslında epey zor. Çünkü o yüzünü kızartıp duran, tuhaf bir hastalıktan mustarip. Utandığında ya da saçmaladığında her çocuk azıcık kızarır diyecek olsanız da, Savaş’ın durumu farklı. Çünkü onun yüzü ortada hiçbir neden yokken de kızarıp bozarabiliyor. Bu yüzden de çok sıkıntılı. Hem de öyle böyle değil. Hatta sırf bu nedenden dolayı yalnız kalmış durumda.

Dolayısıyla da aklında hep şu soru dönüp duruyor. “Yüzüm neden kızarıyor?” Acaba sihirli değneği olan bir Orman Perisi ya da hünerli bir doktor Savaş Kızıltaş’ı bu dertten kurtarabilir mi? Ama nafile… Çünkü küçük Kızıltaş şimdiye dek ne bir periye ne de kendisini iyileştirebilecek bir doktora rastlamış durumda. Kimbilir belki de eksikliğini hissettiği şey onu hayata bağlayacak bir dosttur. Mesela apartmanlarına yeni taşınan ve sürekli hapşırıp duran şu Barış Bahçetırmığı gibi biri. Tahmin edeceğiniz gibi hikaye tam da burada başlıyor.

60’lı yıllardan beri süregelen kariyeri boyunca Marcellin Caillou nam-ı diğer Elma Surat, Martin Pebble ve Raoul Taburin gibi meşhur tiplemelere imza atan Jean – Jacques Sempé sözkonusu olduğunda sizi bilemem ama bizim için akan sular durur. Kaldı ki kitaplarındaki o ince esprileri, ilk bakışta anlaşılmayan zarif kinayeleri ve müthiş istihza yeteneği karşısında itiraf etmem gerekirse eğer söyleyecek söz dahi bulamıyorum.

Gerçek Dostluk Hiçbir Zaman Engel Tanımaz

Elma Surat’ın Akılalmaz Hayatı’nda okurlarını, sıradışı iki çocuğun anılarına ortak edip nostaljik bir yolculuğa çıkaran Sempé , hayat serüvenimizi anlamlı ve katlanılır kılan dostlarımızı yad etmeye fırsat tanıyarak, ebedi dostluğun sırlarını yeni baştan keşfetmenin hazzını da bizlere büyük bir keyifle yaşatmadan edemiyor. Laf aramızda iyi ki de öyle yapıyor!

New York Times, Paris Match, New Yorker gibi gazete ve dergilere yaptığı çizimleriyle tanınan Sempé, Elma Surat’ın Akılalmaz Hayatı ile gerçek dostluğun engel tanımadığına tanıklık ettirirken, bizi biz yapan özelliklerimizin dostluk ilişkilerimizi nasıl da renkli kılabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Damla Kellecioğlu’nun Türkçe’ye kazandırdığı kitap, her yaştan herkesin alıp belki de defalarca okuyabileceği duygu yüklü bir çalışma. Şimdi hadi siz de açın geçmiş kutunuzu ve içinden çıkan en sevdiğiniz arkadaşınıza sarılın sıkı sıkı. Anılarda dahi olsa gerçek dostluklar hiçbir zaman unutulmaz çünkü…

Etiketler
Önceki Yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *